21 Ekim 2009 Çarşamba

MELEKLER PEDLİ OLMAZ

Dinsiz biriyim ama din konusunda en kıl olduğum şeylerden ikisi; dinlilerin, dinlerine uymamaları ile dinsizlerin de sanki koyu dinlilermiş gibi dinlerin simgelerini üstelik keyiflerince kullanmalarıdır.

Dinsizlerin ve dinlilerin bilinçsizce kullandıkları sözcüklerden üçü; cennet, cehennem, melektir.

Dinli ya da dinsiz insanlar; annelerine, çocuklarına, babalarına, dedelerine, ninelerine, üç kuruşluk yardımlarını gördükleri insanlara ‘’ Melek’’, derler. Haydi ‘’ Melek gibisin’’i biraz anlarım da ‘’ Meleksin’’ sözünü hiç anlamam.

Her ne kadar, dinler ‘’ Meleklerin cinsiyeti yoktur’’, deseler de benim çıkardığım sonuca göre melekler iki türlüdür: Erkek ve dişi… Yani benim çıkardığım sonuç bu. Çünkü ‘’ Benim annem bir melek’’, tümcesinden, cinsiyetsiz bir anlam çıkarmak zor. Ayrıca; Cebrail, Mikail, İsrafil melek adlarının kız çocuklarına konulduğuna hiç tanık olmadım. Bedir savaşı’nda Müslüman’lara meleklerin yardım ettikleri söylenir ki Müslüman erkeklerden oluşan bir orduya, bayan melek savaşçıların yardım ettiğini söylemek, Müslüman erkeğin onurunu zedeler. Ve melekler hep bayan olarak resim ve heykel ediliyorlar. Ve melek adı, bayan adıdır; bir erkeğe Melek adı koyulmuş mu? Ya da hangi erkek, kendine Melek adı koymak ister? Tüm bunlardan, her ne kadar diller ‘’ Meleklerin cinsiyeti olmaz’’, deseler de; gerçekte kalplerin, melek sözünden cinsiyetliliği kast ettikleri ortadadır. Yani dinliler gerçekte kendi dinlerini bilmiyorlar demektir ki bu durumda suç benim değil. Yani sonuçları bilimsel mantıkla irdelediğimizde, ya meleklerin cinsiyetli oldukları ya da dinlilerin, dinlerini bilmedikleri, ezbere yaşadıkları sonucu ortaya çıkar. İki sonuçtan biri onaylanmak zorunda; hem o, hem bu olmaz… Suç; önlerine gelen herkese melek demeyi iş sanan dinlilerindir. Önce dinliler kendilerini eğitmeli, düzeltmeli demek ki.

Medyada görüyoruz: Fenerbahçe bayan voleybol takımının oyuncularına ‘’ Sarı melekler’’, denilmiş; kimsenin gıkı çıkmıyor. Hemşirelere ‘’ Beyaz melekler ‘’, denilmiş, kimsenin gıkı çıkmıyor; herkes mutlu. Ama benim gibi dinsiz bir adam çıkıp bu yalancı mutluluğu bozuyor birden. Olacak iş mi? Terzi, kendi söküğünü dikemezmiş’’, hesabı, dinlilerin işleri. ‘’ Ben yaptım oldu’’, mantığındalar. Ne eleştiri var ne öz eleştiri çünkü hiç karşı çıkmadan boyun eğmek öğretilmiş ve öğretilmekte dinlilere. Onlar da düşünmeme, eleştirmeme ve öz eleştiri yapmama alışkanlığı kazanıyorlar böylece.

Bayan voleybol oyuncularının şortlarını, on yıl önce, Rtük’e çok şikayet ettim ama dinlememişlerdi. El kadar şortlar; popolarına kısar, iki de bir düzeltirler; vuruş yapmak için dömelirler; durum hepten vahim olurdu. Bir erkek olarak o görüntülerden çok utanmışımdır ama ne yazık ki kendilerine Atatürk’çü, laik, demokrat diyenler için bunda acı çekecek bir konu yoktu. Akp, iktidara öyle rastlantıyla falan gelmedi; damlalar birike birike insanların acılarında, yüreklerinde, baş kaldırılarında, göl oldu, deniz oldu, okyanus oldu ve laikleri boğdu… Hoş, o zamanlar, şifreli tv kanallarında, gerçek porno filmler de vardı, saat 24’ten sonra; ne ilginç ki bu; laiklere acı ve utanç vermek yerine çağdaşlık, uygarlık, insanlık, kadın hakları, cinsel özgürlük sanısı veriyordu belli ki.

Şimdi; öyle giyinmiş bayan sporculara ‘’ Melek’’, diyeceksiniz ve bundan kimse değil de bir dinsiz gocunacak, acı çekecek, utanacak; dünya tersine dönmüş olmalı… Haydi, desek ki melek, iyilik yapandır; o kısacık, küçücük, daracık şortlarla, o bayanlar kimlere iyilik yapmaktadırlar ki de onlara melek diyelim?

Şunu bilmek gerekir ki melekler ped kullanmazlar. Aama hemen balıklama yapılmasın; ped kullanmayan bayanlar melektir, sonucu çıkarılmasın bundan hemen. Melekler sütyen de kullanmazlar. Melekler makyaj da yapmazlar. Melekler yemez ve içmezler de. Melekler evlenmezler de. Melekler uyumazlar da. Daha çok var… Yani tüm bunları yan yana koyup düşündüğümüzde, erkek karşıtı cinsten olanların, melek olmadıklarını anlarız.

İşin içine erkekleri de katalım. O zaman şunu diyebiliriz; melekler para karşılığı bir şey yapmazlar. Demek ki para karşılığı iş yapan erkekler de karşıt cinsleri de melek değillerdir.

Bunlar işin, gündemsel özellikleri. Meleklerin doğal ki daha farklı, daha üstün özellikleri var. Bunları, meleklere inandığım için yazmıyorum; dinliler ve dinsizler akıllarını başlarına devşirsinler, dünyayı ve toplumları laçkalaştırmasınlar, diye söylüyorum. Çünkü mantıksız ve sorumsuz insanlar da toplumlar da gerçeği anlayamazlar.

Bir insan, eğer dürüst, sorumlu, onurlu, gururlu ise, kendisine, ‘’ melek’’ diyenlere şunu söylemek dürüstlüğünü göstermek zorundadır: ‘’ Ben melek değilim, meleklere hakaret etmemelisin’’… İnandığımız ya da inanmadığımız kavramları, gerçeklikleri, hakları, anlamları, değerleri içinde kullanma onurunu, gururunu, nezaketini, sorumluluğunu, dürüstlüğünü, güvenirliliğini gösteremediğimiz sürece dünyada aklı başında ve sürekli bir kardeşlik ve barış olmaz.

Diyanet, gerekli İslamsal duyarlılığı göstermiyor İslamiyet konusunda. İnsanlara melek adı ve melek adları koyulmasını yasaklatması gerekir. Ve duyarlı insanların da çocuklarına bu adları koymamaları gerekir. Ama düşünün ki toplumda, göbeği kesilen bebeklere, göbek adı diye, dinsel olarak kutsal adlar bile koyulmaktadır, bizzat Müslüman’ların kendilerince. Ve iş yerlerine…

Önce bir herkes kendini doğru tanımlasın; gerisi gelir ama önce herkes kendini bir doğru tanımlasın; bu duyarlılığı, onuru, gururu, dürüstlüğü, içtenliği göstersin. Sonrası kolay, gerçekten kolay…

Genelevlerde, barlarda, pavyonlarda, öteki iş yerlerinde, ahlak dışı insanlarda; dinsel olarak kutsal, ulusal olarak anlamlı sözcüklerin ad olarak kullanılmaları yasaklanmalı. Yoksa her şey, şerefsiz birine Şeref adı koyulmuş olması gibi gülünç olur.

Ve paraların üzerlerinden insan resimleri kaldırılmalı… Düşünün ki en pis, en onursuz, en aşağılık yerlerde bile, üzerinde, değer verdiğimiz insanların resimleri olan paralar kullanılıyor…

Meleklerin cinsiyeti yoksa, neden erkek çocuklarına da Melek adı konulmuyor madem? Ve kız çocuklarına; Cebrail, İsrafil, İsmail adları? Bunlar melek adları, İslamiyet’te.

Kimse kimseyi kandırmasın, kendini de kandırmasın; her şey çığırından çıkmış durumda. Toplumları ya üsttekiler düzeltir ya alttakiler.

Ben, altta kalmayı seçtim çünkü gösterişi ve mutluluğu onurlu seçimler olarak görmem.

Ama şunu iyi bilin ki bu ülkede yaşayıp ta sağcı da olsa, solcu da olsa, dinli de olsa, dinsiz de olsa; Türklüğe, Türkçe’ye, Türkiye’ye uymayanlar, iflah olmazlar(düzelmezler), çünkü öncelikle mantıklarını(tutarlılıklarını) yitirirler , sonra da insanca her şeylerini… Ben babamın malı diye sarılmıyorum Türkçe’ye sıkı sıkı.

Her isteyen, her istediği sözcüğü, istediği gibi kullanamaz….

Denizde ya da otel havuzunda ya da site havuzunda, erkeklerle birlikte yüzmekte , güneşlenmekte olan bir bayana, şöyle sesleniliyor diyelim: '' Meleekk, baksana buraya''.... Ben utanıyorum. Ne demiş Muhammed: '' Utanması olmayanın, dini de olmaz''.. Ve ne demiş Atatürk: '' Ahlaksız bir millet kalkınamaz'' ve '' Ben siporcunun(sporcunun) ahlaklısını severim'' ; ama bu demek değil ki öteki insanların ahlaksızlarını severim...

Önce Türkçe, mantık ve vicdan…. Sonra ne istersen ol…

Necdet Gürçiftçi

Bir Türk bilgesi(Hem de inadına)

2010-nisan

BU YAZIMI RENCİDE EDİCİ DİYE YAYINLAMAYAN MİLLİYET BLOG EDİTÖRLERİNE SORUM: Yazımda neler ve kimleri rencide edici bulunmuştur açıklarsanız sevinirim. Yayınlanmamış bir yazının kimleri ve nasıl rencide ettiğini söylerseniz de sevinirim. Yoksa kişisel, keyfi kaprisiniz olarak yorumlayacağım.. Bilimsel bir yazıyı rencide edici olarak bulmakla tarihe geçeceğinize eminim. Bilimden, bilimsel düşünceden rencide oluyorsunuz demek... Sevimli fare adlı öykümü de, önce, bu öykü sana değil başkasına ait diye geri çevirmiştiniz... Oysa bu yazım nette yayınlanmıştı ve kimse rencide olmamıştı....Size kalsa Ece Temelkuran, Ahmet Altan bile burada yazı yazamaz... Her yazısını, rencide edici diye geri çevirirsiniz.....Çok güzel... Bu yazımı ve bu tavrınızı; öteki internet ortamlarına taşıyacağım. Tavırlarınızın keyfiliği öldürüyor beni inanın... Öneri istiyordunuz blogçulardan. Size ilk önerim şu: Önce bu keyfi editörlerinizi değiştirip yerlerini hukuk bilen editörler getirin...Aklınızda olsun; gerçekler ve doğrular bazılarını rencide edebilir o başka şey doğal ki bilimsel düşünceye bile rencide edici diye tepki gösterip yasak koymak, sonra da çağdaşlık, uygarlık, batılılık taslamak da insanca insanlık tarihini ve bilimsel dünyayı renci edici hatta aşağılayıcıdır... Hukuk ve bilimsellik dışı bu tavrınızı şiddetle kınıyorum.

Haa bu arada; bu yazımı alt itiraz yazımla birlikte Facebook'ta yayınladım....

Benim yazılarımdan ancak vatanhainleri, ahlaksızlar, namussuzlar, kişiliksizler rencide olur. O yüzden merak etmeyin siz, aklı başında hiçkimse rencide olmaz benim yazılarımdan. Karar vermeniz gereken şey şudur: Rencide olmayacaklardan yana mısınız, rendice olacaklardan yana mı? Yani İnönü'nün dediği gibi ; namuslulardan yana mısınız, namussuzlardan yana mı? Ahlaklılardan yana mı, ahlaksızlardan yana mı?Temel sorun budur.... Benim yazılarımı; hukuk bilen, genel kültür düzeyi yüksek, ulusal ve toplumsal sorumluluğu yüksek, yurtsever, Atatürk'çü, bilimsel editörler incelesin. Benim yazılarım magazin yazısı değildir. Felsefel ve bilimsel bir yazıyı rencide edici diye geri çevirmek; ancak felsefeden, hukuktan ve bilimden anlamamakla mümkündür....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder